Merkez Hakkında

Yükseköğretimin dünyadaki tarihçesi MÖ 400 yıllarındaki Eflatun’un “Academia”sına kadar uzanır. Aristo’nun “Lyceum”u (MÖ 387); Çin’deki “İmparatorluk Akademisi” (MÖ124); Roma İmparatorluğu’ndaki “Hukuk Öğretimi” (MS 100-200) tarihçe hakkında verilecek önemli örneklerdir. İstanbul’daki yükseköğretimin önemli köşe taşı ise Doğu Roma İmparatoru II. Theodosius (MS 425) zamanında açılan “Auditorium”dur. Bunlar gibi, 11. Yüzyıldaki “Nizamiye Medresesi”; 13. Yüzyıldaki Kayseri’nin “Çifte Medresesi” bu bağlamda tarihçeyi oluşturan kurumlardandır. Bugünün koşullarındaki üniversitelere temel olan en eski ilk üç üniversite ise 1088’de kurulan “Bologna”, 1160’da kurulan “Paris” ve 1167’de kurulan “Oxford” üniversiteleridir. 19. Yüzyıl başlarından itibaren özellikle Kıta Avrupası’ndaki yükseköğretime damgasını vuran “Humboldt Sistemi” ile daha sonra tüm dünyada ağırlığını giderek hissettiren “Anglosakson” ve “Anglo-Amerikan” yaklaşımları dünya yükseköğretiminde önemli gelişmeleri getirmiştir.

Tüm bu tarihsel süreç içinde çeşitli dinsel, siyasal, ekonomik ve sosyal etkilerle yükseköğretimde çok farklı yaklaşımların ortaya çıktığı da gözlenmiştir. Bununla birlikte bugünün üniversitelerinin özünü oluşturan eğitim-öğretim ve bilimsel çalışmaların “özerk” ve “özgür” koşullarda yapılması; coğrafi, politik ve ekonomik etkenlerden uzak bir şekilde bilimselliğin ortaya konması evrensel üniversite yapısının en önemli ilkesi olmuştur. Yine bu süreç içerisinde, yükseköğretimin kendine özgü dinamik yapısı nedeniyle metodolojisinin de devamlı geliştiği ve yenilendiği dikkat çekmektedir.

Türkiye son yıllarda hem toplumsal düzlemde hem de eğitim alanında önemli dönüşümler geçirmektedir. Eğitim alanındaki çalışmaların bu dönüşümleri ele alabilmesi öğrencilerin ve akademisyenlerin modern dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri anlamlandırabilmeleri açısından gereklidir. Ayrıca öğrencilerin elde edecekleri lisans diploması alanlarında kazanmaları gereken yetenek ve değerler doğrultusunda gerekli olan bilgileri özümseyebilmeleri önem taşımaktadır. Keza, akademik dünyadaki yönetsel ve bilimsel çok yönlü yaklaşım ve gelişmelerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve yükseköğretim alanında yapılacak çalışmaların ve sonuçlarının şeffaflık ilkesi içinde akademisyenlerle ve toplumla paylaşılması özellikle ülkemiz yükseköğretiminin gelişmesi açısından son derece önemlidir.

“İstanbul Bilgi Üniversitesi Yükseköğretim Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezinin” amacı da, evrensel ölçüde benimsenmiş olan bilimsel standartların yaygınlık ve derinlik kazanmalarını teminen, öncelik Türkiye’de olmak üzere, günümüz dünyasında yükseköğretimin akademik, ekonomik, siyasal, hukuki ve kültürel boyutları üzerine bilimsel araştırma, uygulama, eğitim-öğretim yapmak; bilimsel toplantılar düzenlemek; yurtiçi ve yurtdışındaki kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak; yükseköğretim meselelerine yönelik strateji ve politika önerileri oluşturmaktır.